Skip links

Aslında Bunu 20 Yıl Önce Yapacaktınız!

Aslında Bunu 20 Yıl Önce Yapacaktınız!

“Ağaç dikmek için en iyi zaman 20 yıl öncesidir. İkinci en iyi zaman ise şimdi!”

Dünya, bugüne kadar hiç böyle olmamıştı. Hiç bu kadar hızlı geçmemişti zaman. Hiç bu kadar hızlı değişmemişti tüm kurallar …

Çoğumuzun bu hızlı değişimime uyum sağlamak için, ne tedbiri vardı ne de yeteneği. Daha da kötüsü, çoğumuz farkında bile değildik bu değişimin. Aslında hala farkında olmayanlarımız da var.

Adam Smith’in ‘İşbölümü teorisi’ ile başlayan süreçte ‘toplu iğneyi dört hamlede yapabilmek’ gerçekten çok önemli bir saptamaydı. Sistemi, baştan aşağı yeniden yapılanmaya iten, büyük bir başlangıçtı. Oysa bugün, üretim biçiminin öneminin giderek silikleştiğini ve bir tek şey geçerlilik
kazandığını fark ediyoruz: ‘Bir hamlede satmak.’

Bu çağda, insan, artık ‘sosyo-ekonomik bir üründür.’

İster bir fizik profesörü olun, isterseniz bir balıkçı… İster dev bir şirketin başında olun, isterseniz
bir bakkalın çırağı… İster bir ressam olun, isterseniz bir kurye, öğretmen, doktor, marangoz, danışman, yazar ya da her neyse… Sadece kendinizi sisteme iyi sunabilir, bir güven ve etki çemberi yaratıp, kendinizi kayda değer bir şekilde anlatabilirseniz ‘değerlendirileceksiniz.’ Aksi halde, rüzgârda savrulan yapraklar gibi, biraz yükseldikten sonra gözden kaybolacaksınız. Kimse sizin farkınıza bile varmadan, sessizce yitip gideceksiniz… (Endişelenmeyin, bu senaryo sadece durumu fark edemeyenlerin kaderidir.)

Sadece bireyler için değil, şirketler için de durum böyle. Kalabalığın arasında kaybolmaması için ‘topluma kendisini iyi sunması’ gerekir. Daha kaliteli hizmet, daha kaliteli ürün, daha uygun fiyatlar, daha görünür bir marka… Günümüzün fark yaratan değeri biraz da sosyal medya! İnsanlar artık bir markanın ürün kalitesini değil, iletişim kalitesini de takip ediyor. Kendisini anlayan, kendisi gibi hisseden, her an ulaşılabilir olan ve dijital platformları iyi yönetilen markaları tercih ediyor. Üstelik bu markalar için daha yüksek fiyatları ödemeyi de göze alıyor. Tabi bu durum markanın online itibarını da ciddi anlamda etkiliyor.

“Ağaç dikmek için en iyi zaman 20 yıl öncesidir. İkinci en iyi zaman ise şimdi” derler Çinliler. Aslında onlardan öğreneceğimiz çok şey var. Marka değeri oluşturmak da ağaç dikmek gibi bir nevi … Belki de bir bambu filiz gibi … Toprakla buluşur, büyür ve gelişir. 20 yıl önce dikilen bir ağaç, bugüne kadar boyutu bir öğleden sonra gölgesinde dinlenmeyi ödül olarak sunabilir. Ama bir şekilde diktiğiniz bir ağacınız yoksa hemen kolları sıvamanız gerekir. Asla geç kalmış sayılmazsınız.

Yaşanan her türlü deneyim ve karşımdaki adımlar, dolaylı yoldan marka değerini oluşturur. Şirketiniz yıllar içinde türlü türlü krizleri atlatmış olabilir. Belki de kampanyalarınız kâr hayal ederken, zarar doğurmuştur. Çok güvendiğiniz pazarlama stratejileriniz, elinizde patlamıştır. Bunların hepsi birer tecrübedir ve parayla satın alınmadıkları için değerlidir. Daha nice olumsuz senaryolar sayılabilir. Önemli olan bu olumsuzluklar karşısında kurum olarak tavrınız ve çıkardığınız derslerdir. Çok eskiye gitmenize gerek yok. Vestel’in sosyal medyadaki kriz yönetimini hatırlayın. Günün sonunda önemli olan başarısızlıklarınız ya da sebep olduğunuz krizleriniz değil, kendinizi en kötü durumlarda bile nasıl sunduğunuzdur.

Unutmayın, Minerva’nın baykuşu ancak ve ancak güneş batıp, alacakaranlık çöktüğünde kanat açar.


Ayrıca Medium'da yayınlandı. Medium.

Tartışmaya katıl!

css.php